Son günlerde, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırı gerçekleştirme planları, bölgedeki jeopolitik denklemleri altüst etmiş durumda. Bu durum, Türk hava sahasının bir arı kovanı gibi hareketli hale gelmesine sebep oldu. Hem askeri hareketlilik hem de diplomasi trafiği, Türkiye'nin stratejik konumunu yeniden gözler önüne seriyor. Peki, bu süreçten Türkiye ne gibi etkiler alacak? ABD ve İsrail’in hamlelerine karşı Türk devletinin politikası ne olacak? İşte detaylar.
ABD ve İsrail uzun zamandır İran'ı bölgedeki en büyük tehdit olarak görüyor. Bu tehdit algısı, İran’ın nükleer programı ve söz konusu programın askeri bir kapasiteye dönüşme potansiyelinden kaynaklanıyor. Özellikle Trump yönetiminin izlediği “maksimum baskı” politikası, Biden yönetimiyle devam etti. Bu bağlamda ABD, İran'a yönelik sürekli olarak askeri tehditlerde bulunuyor ve müttefiki İsrail ile bu konuda ortak operasyon planları yapıyor. Son olarak yaşanan olaylarla birlikte, bazı analistler İran'a yönelik bir askeri müdahalenin an meselesi olduğunu dile getiriyor.
Bu durum, Türkiye'nin hava sahasının en yoğun dönemiyle karşı karşıya kalmasına neden olmuş durumda. ABD ve İsrail’in askeri araçlarının Türkiye üzerinden geçiş yapması, Türkiye'nin ulusal güvenliğini de etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Türk yetkilileri, bu konudaki durumu dikkatle izlemekte ve gerekli önlemleri almak için çalışmalara devam ediyor. Özellikle Suriye’deki askeri operasyonlarından ötürü Türkiye’nin temel çıkarlarını korumak adına İncirlik Üssü gibi stratejik noktalar üzerinde yeni stratejiler geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapılıyor.
Türk dış politikası, bölgedeki bu gerginlikler arasında oldukça kritik bir noktada. Türkiye’nin hem NATO müttefiki olarak ABD ile hem de Orta Doğu’daki büyük güçlerden biri olarak İran ile ilişkileri, bu süreçte önemli bir rol oynuyor. Türkiye, uzun yıllardır bu tür tansiyonlar karşısında denge unsuru olmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra, Türk hava sahasında yaşanan yoğun askeri hareketlilik, bazı güvenlik endişeleri ile birlikte Türkiye’nin hava savunma sistemlerinin gözden geçirilmesi gerekliliğini de gündeme getiriyor.
Son dönemde diplomatik temasların sıklaştığına dikkat çekmek gerekiyor. Hem Washington yönetimi hem de Tel Aviv, Türkiye’nin arabulucu rolünü daha fazla önemsemeye başladı. Bu, Türkiye’nin bölgedeki rolünü pekiştirebilir ve belki de uluslararası alanda daha büyük bir söz sahibi olmasını sağlayabilir. Ancak bu süreçte Türkiye’nin, İran ile olan ilişkilerini de göz önünde bulundurması gerekiyor. Zira İran’ın tepkilerini de hesaba katmak, Türkiye için önemli bir stratejik hamle olacak.
Kısacası, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası saldırılara ilişkin planları, Türk hava sahasını bir arı kovanı gibi hareketli hale getirirken, Türk devletinin bu süreçte atacağı adımlar büyük bir merak konusu. Hem askeri hem de diplomatik düzeyde Türkiye’nin nasıl bir yön izleyeceğini önümüzdeki günlerde daha net bir şekilde göreceğiz. Ülkelerin çıkarlarının çatıştığı bu karmaşık ortamda, Türkiye’nin nasıl bir denge kuracağı ve bölgesel barışı nasıl sağlayacağı hayati önem taşıyor. Bölgedeki herkesin gözü, Ankara’da ve Türk liderliğinin atacağı adımlarda olacak.