Son dönemlerde ülkemizin birçok bölgesinde yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık dolayısıyla su kaynaklarında dikkat çekici daralmalar gözlemleniyor. Özellikle İznik Gölü, bu kuraklık alarmının en somut örneklerinden biri haline geldi. Her ne kadar son haftalarda yağmur yağsa da, göldeki su seviyesinde kayda değer bir değişiklik meydana gelmedi. Bu durum, bölgedeki ekosistem ve tarım üzerindeki olumsuz etkileri de beraberinde getiriyor. Peki, İznik Gölü'ndeki bu kuraklık ve su seviyesindeki çekilmenin sebebi ne? Bu durumu tetikleyen faktörler neler ve gelecekteki olası etkileri hakkında neler söylenebilir? İşte tüm bu soruların yanıtları ve daha fazlası bu haberde.
İznik Gölü, Türkiye'nin önemli su kaynaklarından biri olmasının yanı sıra, ünlü tarihi ve doğal güzellikleri ile de öne çıkıyor. Ancak son zamanlarda yaşanan kuraklık, bölgenin ekosistemini tehdit eden bir durum hâline geldi. Türkiye Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, yaz aylarında düşen yağış miktarları hem göl hem de çevre tarım arazileri için yetersiz kalıyor. Özellikle sonbahar ayları yağışsız geçmiş ve bu durum göldeki su seviyesine direk etki etmiştir. Ayrıca, iklim değişikliği, sıcak hava dalgaları ve tarımsal su tüketiminin artması gibi faktörler, İznik Gölü’ndeki su kaynaklarını daha da tehdit eder hale geldi. Bu çekilmenin başka önemli bir nedeni, göl çevresindeki su şebekeleri ve sulama sistemlerinin yanlış kullanımı ve aşırı su tüketimidir. Tarımsal sulamanın porsiyonlama şeklinde değil de, bir defada fazla yapıldığı gözlemleniyor. Bu durum, gölün sularının azalmasına ve dolayısıyla ekosistemin dengesinin bozulmasına yol açıyor.
İznik Gölü üzerindeki kuraklık, sadece su seviyesinin düşmesiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda göldeki biyolojik çeşitliliği de derinden etkiliyor. Balık ve su bitkileri gibi suya bağımlı mahalli türler için besin kaynağı azalıyor. Özellikle bölgedeki balıkçılık faaliyetleri büyük oranda olumsuz etkilenirken, yerel halkın geçim kaynağı da tehdit altına giriyor. Ek olarak, göldeki oksijen seviyesi düşerken, su kalitesinin bozulması da kaçınılmaz hale geliyor. Bu da hem canlıların yaşamsal döngülerini tehdit ediyor hem de bölgedeki doğal dengenin sağlanmasında sorunlar oluşturuyor. Kuraklık, aynı zamanda tarım ürünlerinde de derin etkiler yaratıyor. Bölgede tarımsal faaliyetler yürüten çiftçiler, sulama sıkıntısı nedeniyle ürünlerini sağlıklı bir şekilde yetiştiremiyor. Ziraat mühendisleri, bu durumu göz önünde bulundurarak su tasarrufu konusunda çiftçilere çeşitli önerilerde bulunuyor; ancak ne kadar etkili olabileceği henüz belirsiz. Aylardır devam eden bu çekilmenin sona ermesi, verimli bir tarım dönemi ve sağlıklı bir ekosistem için oldukça önemli.
Sonuç olarak, İznik Gölü'nde yaşanan bu kuraklık durumu, hem yerel halk hem de bölgenin doğal kaynakları için bir uyarı niteliği taşıyor. Hızla değişen hava koşulları ve yanlış su tüketim alışkanlıkları, bu güzel gölün geleceğini tehdit ediyor. Eğer acil önlemler alınmazsa, hem İznik Gölü hem de çevresindeki yaşam alanları için kötü günlerin kapıda olduğu söylenebilir. Bu nedenle yerel yönetimlerin ve çiftçilerin bilinçlenmesi, ve su kaynaklarının tasarruflu kullanılması hayati önem taşıyor. Aksi halde, İznik Gölü'ndeki bu tablo daha da derinleşerek, su kaynaklarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir.